British Medical Journal'da yayınlanan bir makalede "Şeker, tütün kadar tehlikeli, uyuşturucu sınıfına sokulmalı" dendi. Evet, anneler babalar top sizde. Hala çocuğunuza uyuşturucu vermeye devam edecek misiniz?.. "Ne yapalım, çocuğum gofreti, şekeri çok seviyor" deyip kafanızı kuma mı gömeceksiniz?Bu öyle bir zehir ki her markette, bakkalda satılıyor. Bütün diğer uyuşturucular gibi bağımlılık yapıyor ve haz duygusuyla birlikte vücuda zarar veriyor. Hatta bu beyaz zehir çocuklara yediriliyor.British Medical Journal'da yeni yayınlanan bir makalede "Şeker tütün kadar tehlikeli, zarar verici ve bağımlılk yapıcı olduğu için uyuşturucu sınıfına sokulmalıdır" diyor. Gözünüzün önüne yeğeninize, çocuğunuza "hediye ettiğiniz" çikolatalar, gofretler mi geliyor? İnsanı sigaraya, uyuşturucuya en yakınları alıştırır... Çocukları da "şeker isimli zehire" anne-babaları alıştırıyor en önce. Şekerin ettikleri;* Fazla şeker tüketmek kan şekerini çok cabuk artırıyor ve pankreas aşırı insulin salgılıyor. Buna "metabolik sendrom" deniyor. İnsulin, şekeri regüle ettikten sonra fazlasını yağ olarak depoluyor. Kan şekerindeki ani düşüş ise sürekli acıkma hissine ve yemeye yol açıyor.* Diş çürümesi başta olmak üzere, obezite, diyabet, kalp ve dolaşım hastalıkları, böbrek taşları, kanser, hipertansiyon, felç, ülser, astım, romatizma, kronik yorgunluk sendromu ve kemik erimesine sebep oluyor.* Kan dolaşımıyla vücudun her tarafına taşınan şeker özellikle de göbek, kalçalar, göğüsler ve bacağın üst kısmında toplanıyor. Bu bölgeler de dolduğunda, yağ asitleri kalp ve böbrek gibi aktif organlara dağılıyor. Bu organlar gittikçe yavaşlıyor ve sonuçta dokuları bozularak yağa dönüşüyor.* Bağışıklık sistemi zayıflıyor. Vücut soğuk, sıcak veya mikroplara karşı koyamıyor. Her yerde "şeker" var; Kek, pasta, baklava gibi tatlı yiyeceklerin içinde şeker olduğunu zaten biliyoruz. Tehlikeli olan gelişme, şekerin artık yerli yersiz neredeyse bütün hazır gıdaların içine koyulur hale gelişi... Bebek maması, mısır gevreği, sosis, mayonez, ketçap, pizza, hamburger ekmeği, kola, hazır meyve suyu gibi gıdalar şekerle tüketici gözünde daha çekici hale getiriliyor. Doğuştan tatlıya yatkınlığı olan insanoğlu da, farkında olmadan bu cazibe,çekime kapılıyor ve satışlar artıyor. Gittikçe daha fazla satın alıyor, daha çok yiyoruz bu gıdaları.Çocuklar ve bebekler için çok sakıncalıÖzellikle bebek mamasında bile şeker bulunması, çocukların beslenme zevkinin bir ömür boyu yanlış bir yolda gitmesine sebep oluyor. Günümüzde artan aşırı sişmanlığın sorumlularından biri de bebekken tanışılan şeker olsa gerek. Bebek mamasında anne sütüne oranla %60 daha fazla şeker bulunuyor!Şekerdeki genetik risk Şekerle ilgili çok önemli başka bir tehlike daha var. Genetiğiyle oynanmış mısırdan "mısır şekeri" üretiliyor. "Nişasta bazlı sıvı şeker" de denilen bu "oynanmış" şeker, çikolata, gofret, gazlı içecek, baklava, mısır gevreği gibi endüstriyel gıdalarda en çok kullanılan şeker türü.Genetiğiyle oynanmış gıdalar ise, başlı başına sayfalarca yazı yazılabilecek bir konu. Tabii halinde değil, insan eliyle "oynanmış" genlere sahip yiyecekleri yediğimizde, bizim vücudumuzda da genlerimizi ilgilendiren değişiklikler olabileceğinden korkuyor bilim adamları. Günümüzde yaygınlaşan besin alerjileri, kanser gibi rahatsızlıkların nedenlerinden biri olduğu düşünülüyor... Şekerin gizli isimleri; Yiyeceklerin "içindekiler" listesinde şekerin farklı isimlerle gizlenmiş olduğunu görebilirsiniz. Bu isimler ne mi? Sakaroz, esmer şeker, mısır şurubu, nişasta bazlı sıvı şeker, dekstroz, sorbitol, mannitol, xylitol, fruktoz, meyve şurubu, glikoz, glikoz şurubu, bal, invert şeker, laktoz, maltoz, akçaağaç şurubu, melas, şeker şurubu, turbinado, amazake. Karacaoğlan'ın "zehir oldu yediğimiz şekerler" deyişi günümüzde daha bir geçerli...Şekersiz hayat daha tatlı, daha uzun!Almanya'da yapılan bir deneyin sonuçlarına göre şekersiz beslenme solucanların ömrünü % 20 oraninda uzattı. Ya insan hayatına neler yapıyor bu şeker? Yazımızı okumadan çayınıza şeker atmayın, çocuğunuzu sevindirmek için janjanlı mamuller almayın!Almanya Jena Universitesi'nden Michael Ristow Ekim ayında yayınlanan şaşaırtıcı bir deney gerçekleştirmişti. Deney sonuçlarına göre, bir tür şeker olan glikozu sindirmeleri engellenen solucanların ömrü %20 oranında uzuyordu. Michael Ristow, bu araştırmadan hareketle, "İnsanlarda da şeker tüketimi ömrü kısaltıyor olabilir" demişti.Bu haber birçok gazetede yayınlandı ama hak ettiği ilgiyi görmedi. İyi bilgi okuyucuları için İstanbul Üniversitesi Cerrahpasa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıklari Ana Bilim Dalı Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Aydın'a görüşlerini sorduk ve Shane Ellison'un şeker hakkındaki çarpıcı görüşlerine yer verdik."Şeker kronik hastalıklara sebep oluyor" Prof. Dr. Ahmet Aydın beslenmebulteni.com sitesinde yayınladığı yazılarında sık sık sağlıklı bir beslenme biçimini tavsiye ediyor. Tavsiye ettiği "Taş Devri Diyeti"nde şeker, un gibi gıdalara yer yok. Prof. Aydın, Michael Ristow'un deney sonuçları ile ilgili şunlar söyledi: "Teorilere göre yüksek oranda şekerle beslenme, kan insülinini artırıyor (insülin direnci, metabolik sendrom). İnsülin fazlalığı bir tarafta şişmanlığı artırırken, öte tarafta vücutta iltihap maddelerinin ve serbest radikallerin artmasına yol açıyor. Bunlar da kronik hastalıkları(kanser, osteoporoz, enfarktüs vb.) artırıp yaşlanmayı hızlandırarak ömrü kısaltıyor. Yüz yılın üzerinde yaşayan insanların tek ortak özelliği, kan şeker düzeylerinin yüksek olmaması ya da insülin dirençlerinin düşük olmasıdır." "Şekerin yan etkisi: Obezite" Amerikali yazar Shane Ellison ise "Bir Masalmış Kolesterol" kitabında şekeri kalp sağlığına büyük bir tehdit olarak tanımlamıştı. Kitaptan şekerle ilgili satırlar şöyle:"Mutluluk, dünyada en çok peşinde koşulan duygudur. Şeker ise, dünyada en bol bulunan kimyasal madde. Sıkıntı ve sorun da işte burada. Şeker insanı mutlu ettiğinden ve her yerde kolayca bulunduğundan, bağımlılık yapabilir. Ancak bu bağımlılık şekerin yan etkileri (özellikle obezite) nedeniyle sağlıksızdır. Yüksek miktarda şeker (sukroz, yüksek glisemik endeksli karbonhidratlar ve meyve suyu) alimi, asiri miktarda ensulin uretimine yol acar. Asiri ensulin ise hucrelerinizi "uyusturur".Hucre icine giris imkani bulamadigindan, glikoz (ve diger bircok besin) gidecek yerleri olmadan kan dolasiminda suruklenir durur. Sabit bir sekilde glikozun akisi oldugunu fark eden pankreas ensulin salgilamaya devam eder. Glikoz ve insulin zehirli hale gelirler. Hasar baslar.En korkutucusu, ensulin "termogenez"i bloke ederek yag yakma ozelliginizi engeller. "Termogenez", zayif kalmaniz icin size Allah tarafindan bahsedilen bir haktir. Vucudunuzun yaglardan, onlari isiya cevirerek kurtulma surecidir. Ensulin, bu sureci engeller. Termogenez gibi mucizevi bir ozellige, hareket etmenizden veya diyet yapmanizdan bagimsiz bir sekilde dogustan sahipsiniz, unutmayin.Asiri seker alimina dayanan bu olumsuz etkiden magdur olanlar, kontrol edemeyecekleri biyokimyasal bir kabusun kolesi olacaktir. Cogu vakada, geri donus yoktur. Uyanma imkani olmayan bu kabusun karakteristik ozellikleri surekli seker krizleri, dindirilemeyen susuzluk hissi, idrar miktarinda artma, vucut yag miktarinda artma (yillar icinde vucudunuzun yag yuzdesi artiyor mu?), karamsarlik ve dusuk enerjidir.Bu belirtiler daha sonrasında obezite, ardindan insulin direnci, tip 2 diyabet, kalp hastaligi, kanser ve nihayetinde erken olume sebep olabilir. "Ilkyardım" ilaclarini unutun ve kan sekerinizi dogal yollarla dusurmeye calisin."
Pages
7 Mart 2009 Cumartesi
Şeker Uyuşturucu Gibi
British Medical Journal'da yayınlanan bir makalede "Şeker, tütün kadar tehlikeli, uyuşturucu sınıfına sokulmalı" dendi. Evet, anneler babalar top sizde. Hala çocuğunuza uyuşturucu vermeye devam edecek misiniz?.. "Ne yapalım, çocuğum gofreti, şekeri çok seviyor" deyip kafanızı kuma mı gömeceksiniz?Bu öyle bir zehir ki her markette, bakkalda satılıyor. Bütün diğer uyuşturucular gibi bağımlılık yapıyor ve haz duygusuyla birlikte vücuda zarar veriyor. Hatta bu beyaz zehir çocuklara yediriliyor.British Medical Journal'da yeni yayınlanan bir makalede "Şeker tütün kadar tehlikeli, zarar verici ve bağımlılk yapıcı olduğu için uyuşturucu sınıfına sokulmalıdır" diyor. Gözünüzün önüne yeğeninize, çocuğunuza "hediye ettiğiniz" çikolatalar, gofretler mi geliyor? İnsanı sigaraya, uyuşturucuya en yakınları alıştırır... Çocukları da "şeker isimli zehire" anne-babaları alıştırıyor en önce. Şekerin ettikleri;* Fazla şeker tüketmek kan şekerini çok cabuk artırıyor ve pankreas aşırı insulin salgılıyor. Buna "metabolik sendrom" deniyor. İnsulin, şekeri regüle ettikten sonra fazlasını yağ olarak depoluyor. Kan şekerindeki ani düşüş ise sürekli acıkma hissine ve yemeye yol açıyor.* Diş çürümesi başta olmak üzere, obezite, diyabet, kalp ve dolaşım hastalıkları, böbrek taşları, kanser, hipertansiyon, felç, ülser, astım, romatizma, kronik yorgunluk sendromu ve kemik erimesine sebep oluyor.* Kan dolaşımıyla vücudun her tarafına taşınan şeker özellikle de göbek, kalçalar, göğüsler ve bacağın üst kısmında toplanıyor. Bu bölgeler de dolduğunda, yağ asitleri kalp ve böbrek gibi aktif organlara dağılıyor. Bu organlar gittikçe yavaşlıyor ve sonuçta dokuları bozularak yağa dönüşüyor.* Bağışıklık sistemi zayıflıyor. Vücut soğuk, sıcak veya mikroplara karşı koyamıyor. Her yerde "şeker" var; Kek, pasta, baklava gibi tatlı yiyeceklerin içinde şeker olduğunu zaten biliyoruz. Tehlikeli olan gelişme, şekerin artık yerli yersiz neredeyse bütün hazır gıdaların içine koyulur hale gelişi... Bebek maması, mısır gevreği, sosis, mayonez, ketçap, pizza, hamburger ekmeği, kola, hazır meyve suyu gibi gıdalar şekerle tüketici gözünde daha çekici hale getiriliyor. Doğuştan tatlıya yatkınlığı olan insanoğlu da, farkında olmadan bu cazibe,çekime kapılıyor ve satışlar artıyor. Gittikçe daha fazla satın alıyor, daha çok yiyoruz bu gıdaları.Çocuklar ve bebekler için çok sakıncalıÖzellikle bebek mamasında bile şeker bulunması, çocukların beslenme zevkinin bir ömür boyu yanlış bir yolda gitmesine sebep oluyor. Günümüzde artan aşırı sişmanlığın sorumlularından biri de bebekken tanışılan şeker olsa gerek. Bebek mamasında anne sütüne oranla %60 daha fazla şeker bulunuyor!Şekerdeki genetik risk Şekerle ilgili çok önemli başka bir tehlike daha var. Genetiğiyle oynanmış mısırdan "mısır şekeri" üretiliyor. "Nişasta bazlı sıvı şeker" de denilen bu "oynanmış" şeker, çikolata, gofret, gazlı içecek, baklava, mısır gevreği gibi endüstriyel gıdalarda en çok kullanılan şeker türü.Genetiğiyle oynanmış gıdalar ise, başlı başına sayfalarca yazı yazılabilecek bir konu. Tabii halinde değil, insan eliyle "oynanmış" genlere sahip yiyecekleri yediğimizde, bizim vücudumuzda da genlerimizi ilgilendiren değişiklikler olabileceğinden korkuyor bilim adamları. Günümüzde yaygınlaşan besin alerjileri, kanser gibi rahatsızlıkların nedenlerinden biri olduğu düşünülüyor... Şekerin gizli isimleri; Yiyeceklerin "içindekiler" listesinde şekerin farklı isimlerle gizlenmiş olduğunu görebilirsiniz. Bu isimler ne mi? Sakaroz, esmer şeker, mısır şurubu, nişasta bazlı sıvı şeker, dekstroz, sorbitol, mannitol, xylitol, fruktoz, meyve şurubu, glikoz, glikoz şurubu, bal, invert şeker, laktoz, maltoz, akçaağaç şurubu, melas, şeker şurubu, turbinado, amazake. Karacaoğlan'ın "zehir oldu yediğimiz şekerler" deyişi günümüzde daha bir geçerli...Şekersiz hayat daha tatlı, daha uzun!Almanya'da yapılan bir deneyin sonuçlarına göre şekersiz beslenme solucanların ömrünü % 20 oraninda uzattı. Ya insan hayatına neler yapıyor bu şeker? Yazımızı okumadan çayınıza şeker atmayın, çocuğunuzu sevindirmek için janjanlı mamuller almayın!Almanya Jena Universitesi'nden Michael Ristow Ekim ayında yayınlanan şaşaırtıcı bir deney gerçekleştirmişti. Deney sonuçlarına göre, bir tür şeker olan glikozu sindirmeleri engellenen solucanların ömrü %20 oranında uzuyordu. Michael Ristow, bu araştırmadan hareketle, "İnsanlarda da şeker tüketimi ömrü kısaltıyor olabilir" demişti.Bu haber birçok gazetede yayınlandı ama hak ettiği ilgiyi görmedi. İyi bilgi okuyucuları için İstanbul Üniversitesi Cerrahpasa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıklari Ana Bilim Dalı Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Aydın'a görüşlerini sorduk ve Shane Ellison'un şeker hakkındaki çarpıcı görüşlerine yer verdik."Şeker kronik hastalıklara sebep oluyor" Prof. Dr. Ahmet Aydın beslenmebulteni.com sitesinde yayınladığı yazılarında sık sık sağlıklı bir beslenme biçimini tavsiye ediyor. Tavsiye ettiği "Taş Devri Diyeti"nde şeker, un gibi gıdalara yer yok. Prof. Aydın, Michael Ristow'un deney sonuçları ile ilgili şunlar söyledi: "Teorilere göre yüksek oranda şekerle beslenme, kan insülinini artırıyor (insülin direnci, metabolik sendrom). İnsülin fazlalığı bir tarafta şişmanlığı artırırken, öte tarafta vücutta iltihap maddelerinin ve serbest radikallerin artmasına yol açıyor. Bunlar da kronik hastalıkları(kanser, osteoporoz, enfarktüs vb.) artırıp yaşlanmayı hızlandırarak ömrü kısaltıyor. Yüz yılın üzerinde yaşayan insanların tek ortak özelliği, kan şeker düzeylerinin yüksek olmaması ya da insülin dirençlerinin düşük olmasıdır." "Şekerin yan etkisi: Obezite" Amerikali yazar Shane Ellison ise "Bir Masalmış Kolesterol" kitabında şekeri kalp sağlığına büyük bir tehdit olarak tanımlamıştı. Kitaptan şekerle ilgili satırlar şöyle:"Mutluluk, dünyada en çok peşinde koşulan duygudur. Şeker ise, dünyada en bol bulunan kimyasal madde. Sıkıntı ve sorun da işte burada. Şeker insanı mutlu ettiğinden ve her yerde kolayca bulunduğundan, bağımlılık yapabilir. Ancak bu bağımlılık şekerin yan etkileri (özellikle obezite) nedeniyle sağlıksızdır. Yüksek miktarda şeker (sukroz, yüksek glisemik endeksli karbonhidratlar ve meyve suyu) alimi, asiri miktarda ensulin uretimine yol acar. Asiri ensulin ise hucrelerinizi "uyusturur".Hucre icine giris imkani bulamadigindan, glikoz (ve diger bircok besin) gidecek yerleri olmadan kan dolasiminda suruklenir durur. Sabit bir sekilde glikozun akisi oldugunu fark eden pankreas ensulin salgilamaya devam eder. Glikoz ve insulin zehirli hale gelirler. Hasar baslar.En korkutucusu, ensulin "termogenez"i bloke ederek yag yakma ozelliginizi engeller. "Termogenez", zayif kalmaniz icin size Allah tarafindan bahsedilen bir haktir. Vucudunuzun yaglardan, onlari isiya cevirerek kurtulma surecidir. Ensulin, bu sureci engeller. Termogenez gibi mucizevi bir ozellige, hareket etmenizden veya diyet yapmanizdan bagimsiz bir sekilde dogustan sahipsiniz, unutmayin.Asiri seker alimina dayanan bu olumsuz etkiden magdur olanlar, kontrol edemeyecekleri biyokimyasal bir kabusun kolesi olacaktir. Cogu vakada, geri donus yoktur. Uyanma imkani olmayan bu kabusun karakteristik ozellikleri surekli seker krizleri, dindirilemeyen susuzluk hissi, idrar miktarinda artma, vucut yag miktarinda artma (yillar icinde vucudunuzun yag yuzdesi artiyor mu?), karamsarlik ve dusuk enerjidir.Bu belirtiler daha sonrasında obezite, ardindan insulin direnci, tip 2 diyabet, kalp hastaligi, kanser ve nihayetinde erken olume sebep olabilir. "Ilkyardım" ilaclarini unutun ve kan sekerinizi dogal yollarla dusurmeye calisin."
4 Mart 2009 Çarşamba
Kermes

Elhamdülillah güzel ve bereketli geçti.
Alttaki salatanın görünümüne bayıldık.Adeta pasta gibiydi.
Yalnız yapan kişi sarımsaklı yaptığı için 1-2 dilim satabildik.

Tatlıların sadece üçünü çekmişim.Meyveli pastanın tadı harikaydı.
En çok pastalar satıldı.Özellikle tiramisu ve incir tatlısı en çok rağbet görenlerdi.
3 Mart 2009 Salı
Facebook'ta BÜYÜK TUZAK

Hacker'lar bir kez daha şifrelerin peşinde...
Facebook artık eskisi kadar güvenli değil.
Kısa aralıklarla ortaya çıkan iki Facebook uygulaması, kullanıcıların kişisel bilgilerini elde etmek için benzer yöntemlere başvuruyor.
İlk olarak birkaç gün önce görülen "Error Check System" uygulaması, kullanıcılara profillerinin görüntülenemediğini söyleyerek şifrelerini çalmaya çalışıyordu.
Yeni uygulama ise Facebook'un kullanıcı sözleşmesini ihlal ettikleri gerekçesiyle, profillerinin silinmek üzere olduğunu söyleyerek korkutuyor ve kullanıcıları gönderdiği e-postadaki bağlantıya tıklamaya teşvik ediyor. Bu bağlantıya tıklandığında ise kullanıcının şifresini elde eden hacker'lar ayrıca aynı e-posta'nın tuzağa düşen arkadaşlarına da gönderilmesini sağlıyorlar.Son zamanlarda sıkça gündeme gelen Facebook'un kullanıcı sözleşmesi tartışmaları sayesinde meydana gelen endişeden beslenen bu ikinci hacker uygulamasının şu ana kadar kaç kişinin şifresini çaldığı bilinmiyor.Facebook uygulamaları ile ilgili en büyük sorun, herhangi birinin Facebook için kolaylıkla uygulama yazabiliyor olması. Üstelik bu uygulamaların yayınlanması için Facebook tarafından kontrol edilmesi gerekliliği bile bulunmuyor. Bu yüzden Facebook zararlı bir uygulamayı devre dışı bıraktığı anda bir yenisi çıkıveriyor.
25 Şubat 2009 Çarşamba
Çikolatalı Rulo pasta

Ben de pazartesi gününden pastayı yapıp buzdolabında en alt kısma sakladım :)
Dün akşam gelince ona sürpriz yaptım.

Pandispanyası:
4 yumurta
1 su bardağı şeker
1,5 su bardağı un
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
Muhallebisi:
1 paket çikolatalı puding
Üzerine:
Dövülmüş ceviz,fındık karışımı
Hazırlanışı:
Yumurta ile şeker çırpılır. Kalan malzemeleri ekleyip karıştırılır. Fırın tepsisine yağlı kağıt serilir. Hamuru kağıdın üzerine yayıp 180C fırında pişirilir.
Piştikten sonra yağlı kağıdı kekten sıyırılır. Hazırladığımız pudingin yarısını kekin üzerine döşenir. Ceviz ve fındığın yarısı üzerine serpilir. (birazı dışı için ayrılır)
Keki rulo gibi dikey olarak sarılır. Kalan puding üzerine dökülür. Ceviz ve fındıkla süslenir. Buzdolabında soğutulup servis yapılır.
23 Şubat 2009 Pazartesi
Horton

İce Age'nin yapımcılarının hazırladığı harika,eğlenceli bir animasyon.
Amerikalı yazar ve karikatürist Theodor Seuss Geisel’in ABD’de çok sevilen masallarından Horton Hears a Who!.. yayımlanmasından 50 yıl sonra animasyon bir filmle beyaz perdede.Konusu ise şöyle:
Bir gün Horton bir toz zerresinden gelen yardım çığlığı duyar.
Kimseyi görmemesine rağmen ona yardım etmeye karar verir.
Toz zerreciği Kimlerşehri’nde yaşamaktadır.
Horton, Kimler ve onların evini korumaya yardım etme kararı alır. Ancak toz zerreciğine karşı çıkanları, Horton bir anda kendi karşısında bulur.
Konu ve resimler http://www.sinemalar.com/film/5551/Horton/ sitesinden alınmıştır.
21 Şubat 2009 Cumartesi
Kardeşim için Doğumgünü Hediyesi
Kızkardeşimin beğenmesi beni çok mutlu ettim.
19 Şubat 2009 Perşembe
Ev Yapımı Çikolatalı Puding

12 Şubat 2009 Perşembe
2. mimim

Yine beni mimlemiş sağolsun, çok mutlu oldum.
1.)Seni ödüllendiren bloğun linkini vermek
2.)Bu ödülü başka 7 blog sahibine linklerini vererek göndermek.
3.)Seçilen blog yazarlarını durumdan haberdar etmek
6 Şubat 2009 Cuma
Bloğunuza Google Translate Eklemek

3 Şubat 2009 Salı
Yedi Numara
O kadar içten,eğlenceli, ve sıcacık bir diziymiş ki...
Ben niye o zamanlar izlememişim diye hayıflanıyorum.Şu an 13.bölümü bitirdik.
Dizinin bazı bölümlerinde deyim yerindeyse gülmekten yerlere yatıyorsunuz , bazı bölümlerinde diziyi gözyaşlarıyla izliyorsunuz.
Kısacası izlemenizi tavsiye ederim.
İzlemeniz için 3 link buldum:

http://video.google.com/videosearch?hl=tr&q=yedi+numara&um=1&ie=UTF-8&sa=X&oi=video_result_group&resnum=4&ct=title#
http://7numara.wordpress.com/
http://www.diziport.com/7_numara-izle/
Fotoğraflar : http://www.yedinumara.net/forum7/ ve http://7numara.wordpress.com/ sitesinden alınmıştır.
30 Ocak 2009 Cuma
Brokoli Salatası

1 paket brokoli
Arzuya göre Sarımsak
Tuz
Brokolileri ayıklanıp yıkanır. Tencerede az suyla haşlanır. Haşlanan brokoliler süzülür. Servis tabağına alınıp (arzuya göre sarımsak), yoğurt, mayonez ve tuz bir kasede karıştırılır ve brokolilerin üzerine dökülür. Üzerine pulbiber veya yağda kızdırılmış salça gezdirilip servis yapılır.
25 Ocak 2009 Pazar
İlk Defa Mimlendim

Teşekürler Selda...
1.) Yakınınızda bulunan ilk kitabı alın.
2.) 161. sayfayı açın.
3.) 5. cümleyi okuyun.
4. )Blok sayfasına yazın.
5. )En güzel cümle ve en güzel kitabı seçmeyin.Sadece yakınınızda olan ilk kitabı alın.
6.) 5 blog arkadaşınıza yollayın.
Oğuz Saygın - Bilge Simitçi kitabı yakınımdaydı, kitabı aldım elime.Hemen 161.sayfayı açtım.
5. cümlesi ise şöyle: Öğrendiklerimi resim olarak belleğime kayıt ederim.
5 arkadaşımı mimliyorum:
GeCe, Bir Annenin Günlüğü, Papatya Prenses, Diyalog Yemekleri ve Sibella
23 Ocak 2009 Cuma
Blogger’da etiket bulutu
Adım 1
(Eğer blogunuzda etiketler zaten listeleniyorsa bu adımı atlayınız.)
Şu anda blogumuzda etiketler listelenmiyorsa blogger kontrol paneline gidiyoruz, “şablon”a tıklıyoruz, karşımıza gelen ekrandan “sayfa ögesi ekle” bağlantısına tıklıyoruz. Karşımıza gelen yeni pencereden blogumuza etiket gösterme seçeneğini ekliyoruz. Artık blogumuzda etiketler gösterilir durumda. (normal liste şeklinde)
Adım 2
Blogger şablon düzenleme panelinden “HTML düzenle” bağlantısına tıklıyoruz ve “widget şablonlarını genişlet” seçeneği seçili değilse onu seçili hale getiriyoruz.
Adım 3
Şablonumuzun kodları arasından şu kodu buluyoruz:
Muhtemelen sonlara doğru olmalı. Bunu bulmak biraz zamanınızı alabilir, pes etmeyin.
Adım 4
Yukarıda bulduğumuz kod bölümünü siliyoruz ve yerine aşağıdaki kodu yapıştırıyoruz:
http://www.koodla.com/2008/05/13/bloggerda-etiket-bulutu-gostermek/
Opsiyonel adım 5
Şu anda blogunuza baktığınızda bir etiket bulutunu görüyor olmanız lazım. Eğer bulutun içerisindeki etiketlerin font büyüklüğünden ya da küçüklüğünden şikayetçiyseniz, kodun içerisindeki değiştirilebilir alanları değiştirebilirsiniz. Bunun için yapmanız gerekenleri kodun içerisine yorum olarak ekledim. Ayrıca o bölümden bir etiketin gösterilmesi için gereken alt limiti veya o etikete sahip yazı sayısının etiketin yanında parantez içerisinde gösterilip gösterilemeyeceğini de ayarlayabilirsiniz.
Sonuç
Bu eklentiyi hazırlayan geliştirici ise Raymond May Jr. Web sitesi ise http://www.compender.com/ Benim yaptığım ise başlığı ve yorumları Türkçeleştirip, kullanıcının değiştirebileceği alanları biraz daha öne çıkarmak oldu.
İyi günlerde kullanın.
20 Ocak 2009 Salı
Elimden Ne Gelir Demeyin,sahipsiz olmadıklarını bilsinler

"ELİMDEN NE GELİR DEMEYİN.SAHİPSİZ,KİMSESİZ OLMADIKLARINI BİLSİNLER.
BU DA ONLAR İÇİN BİR UMUT"
Geçtiğimiz Günlerde Mustafa İslamoğlu Hilal Tv'de Vahyin Penceresi-Gazze Özel Programında Yaptığı Çağrıda Gazze'li Kardeşlerimizi Aramak İçin Verdiği Numara İle Yeni Bir Kampanya Başlatmış Oldu.
Verdiği 8 Haneli Numaradan Sonra Çevirilecek Rastgele 5 Numara İle Gazze'de Yaşayan Herhangi Birisine Ulaşılabileceğini Belirten İslamoğlu, "Arapça Veya İngilizce Bilmiyorsanız Dahi İnsani Diliniz İle Ağlayarakta Onların Yanında Olduğunuzu Gösterebilirsiniz" Dedi.
Türkiye'deki Müslümanlar Tarafından Aranan Gazze'liler Gelen Telefonlara Karşı Sevinç Ve Teşekkürle Cevap Verdiler.Telefon Kampanyası Hızla Yayılırken Sadece Türkiye'de Değil Diğer İslam Ülkelerindede Aynı Kampanyanın Başlatıldığı Belirtiliyor.
Gazze'yi Aramak İçin Ne Yapmalıyız?
00970828***** Noktalı yerlere rastgele ekleyeceğiniz 5 numara ile karşınıza Gazze'li kardeşlerimiz çıkacak.Arapça Veya ingilizce Bilmiyorsanız Gazze'lilere Söyleyebileceğiniz Birkaç cümle şunlar:
Hel hünâ gazze?Orası gazze mi?
--Naam (Evet) / La (Hayır)
Hel ente filistin ev İsrail?Siz filistinli misiniz yada israilli?
Nehnu Asifun cidden,Sizin için gerçekten üzülüyoruz
Nehnu ned'u ileyküm kesîranSizin için çokca dua ediyoruz
La e'rifu arabiyyünBen arapça bilmiyorum
Ene türkiyyün
Ben türküm
ALLAHu hezzemel israil
Allah israili hezimete uğratacak
Lanetallâhi alel israil
Allah'ın laneti israil üzerine olsun
İnşâALLAHu gahhara israil
inşâalah israili kahretsin
Nehnü acizun
Biz aciziz
Entüm şehidün
Siz şehitsiniz
ALLAHu yensurukum
Allah size yardımın etsin
İnnALLAHe meassâbirîn
Allah sabredenlerle beraberdir."
Dostr Grubunda bir arkadasin paylastiklari:
birkaç saat önce denedim bu numaranın sonuna birkaç rastgele numara ekleyerek ve :
ben ilk aradığımda bir bey çıktı..selam verdim, aleykum selam ve berekatuhu dedi, sonra orasının gazze olup olmadığını sordum 'naam' (evet) dedi, nereden aradığımı sordu, fi devlet'il arabiyye..? ( arap devletinden mi) dedi..la (hayır) dedim..fiy Turkiyya.., ene turkiyyun (ben türkiyeliyim) dedim..'ehlen ve sehlen ( merhaba, hoşgeldin) dedi ..nahnu asifun ve acizun cidden dedim..üzgün ve aciz olduğumu belirttim..şükran kesiran (teşekkür ederim) dedi..(İnşa'Allahu gahhara israil! ) Allah İsrail'i kahretsin dedim..inşa'Allah dedi..dualarımızın onlarla olduğunu ve Allah'ın sabredenlerle birlikte olduğunu söyledikten sonraben , (şükran kesiran) çok teşekkür ederim dedi, son olarak selam verdim..o da selamımı alıp, teşekkür etti..
elbette her türlü yardım ediyoruz fakat onlarla direkt irtiba kurmak çok ayrı bir hissiyat, sanki oradasınız gibi hissediyorsunuz..ben bir bayan, iki tane de bey ile konuşma fırsatı bulabildim..inanın çok fazla birşey söylemeniz yada bilmeniz gerekmiyor..burada yazılanları yavaşça, anlaşılabilecek şekilde söylerseniz zaten size 'inşallah, amin, şükran , aleykum selam ..gibi kısa cevaplar veriyorlar..
herkesin en az bir kez bu deneyimi tatmasını isterdim..insanların ses tonlarından ne kadar duygulandıklarını, yalnız olmamanın verdiği tok ses tonunu duymak, hissetmek.. hepsinden en önemlisi ..aynı anda 'amin!' demek, aynı hissiyatla..çok ayrı bir duygu..
Allah'ın selamı ve inayeti üzerimize olsun..ve inşallah, farklılığımızı arttırsın, yeniden ümmet olduğumuzu anımsayalım ve artık bu bilinçle, bu işe dur diyelim..
muhabbetle..
14 Ocak 2009 Çarşamba
Yaptığım ilk aşure
Yarım kg. buğday
1 su bardağı nohut
1 su bardağı kurufasulye
1 çay bardağı pirinç
100 gr kuru kayısı, yıkanmış ve ufak ufak doğranmış
100 gr. çekirdeksiz kuru üzüm
1 kg. toz şeker ( 5 su bardağı)
Hazırlanışı:
Nohut ve kurufasulyeyi birlikte yıkayıp bir tencereye alın ve buğdaydaki işlemi tekrarlayın.
İki tencere de kaynadıktan sonra altını kapatın ve 8-9 saat dinlendirin.
Sabah tencerelerin altını tekrar açın, kısık ateşte (buğdayları arasıra karıştırarak) buğdaylar iyice ezilinceye, nohut ve kurufasulyeler de yumuşayıncaya kadar (yaklaşık 2,5-3 saat) pişirin.
Buğdayın pişmesine yakın tencereye iyice yıkanmış pirinci ekleyin ve bir süre de pirinçlerle beraber pişirin.
Hepsi pişince nohut ve kurufasulyeleri buğday tenceresine ekleyin.
Aşurenin kıvamını kaynar su ekleyerek dilediğiniz gibi ayarlayabilirsiniz.
10 Ocak 2009 Cumartesi
Fırında Çipura Keyfi

8 Ocak 2009 Perşembe
Meyve sulu Pasta

Malzemeler:
2 yumurta
4 kaşık nişasta
11 çorba kaşığı şeker
3 bardak meyve suyu
1 paket kakaolu petibör
Bu tarif aslında 1 limon rendesinden yapılıyordu :))
Ben tarifi değiştirip 3 bardak su yerine 3 bardak karışık meyve suyu kullandım.
Hafif , güzel bir tatlı oldu.
Bir tencerede yumurta çırpılıp şeker eklenir,çırpılır.Meyve suyu ve nişasta eklenip ocak açılır.Muhallebi kıvamına gelene kadar pişirilir.
Borcama kakaolu petibörler dizilir.Pişen sıcak muhallebi bisküvilerin üzerine dökülür.
Soğuyunca buzdolabına koyulur.
Afiyet olsun.
31 Aralık 2008 Çarşamba
Nan-i Afghani
7 gr. kuru maya ( ben 1 yaş maya ile yaptım)
1 küp şeker
4 bardak un
1 yumurta sarısı (üzeri için)
üzerine serpmek için çörek otu
tuz
Üzeri köpük köpük olup kabarınca, zeytinyağı katıp karıştırın.Un ve tuzu mayalı karışıma ekleyin.
Kalan suyu da azar azar ekleyerek hamuru yoğurun gerekirse fazladan su ilave edin.
Hafif ele yapışan bir hamur elde ettikten sonra 15 dakika dinlenmeye bırakın.
Sonra tekrar yoğurun.Hamur elastik olunca üzerini kapatıp 1-1.5 saat mayalandırın.
Mayalana hamuru 8 eşit parçaya bölüp , parçaları yuvarlayın.
Her bir hamur topunu 9-10 cm uzunluğunda 1/2 cm kalınlığında oval şekil vererek açın.
Üzerini çatalla çizin , yumurta sarısı sürüp, çörek otu serpiştirin.
190 derece fırında 25- 30 dakika pişirin.
Afiyet olsun.
30 Aralık 2008 Salı

Lütfen Filistinli kardeşlerimize dua edelim.
1 Fetih suresi ve 1001 tane Kamer suresi 45.ayeti okuyalım inşallah.
Elimizden maalesef başka birşey gelmiyor.
İsrail mallarına boykot yapabiliriz.
Rabbim yardımcıları olsun.
*****************************
Yazı Sibel Eraslan'a aittir.
Bir Gazze bir de Allah...
Salı günü Sirkeci Postanesi’nin önündeydik. Yirmi kadın, üç erkek. Cumhurbaşkanı’na yazılmış bir mektubu postalamak için.
Mektup ve Gazze’ye yardım çığlığı...
“Sayın Cumhurbaşkanımız, elektrikleri ve suyu kesik, hastaneleri ve okulları dahi hapishaneye dönüşmüş, bebeklerin süt, ihtiyarların ekmek ve orta yaşlıların su bulamadığı bir Gazze için lütfen gerekli diplomatik ilişkileri kurunuz” içerikli naif bir talep...
Gazze’de bir halk, çepeçevre kuşatılmış, açlığa, karanlığa ve soğuğa mahkum bir şekilde kıstırılmış... Şehrin tek hava deliği, yer altından açılarak Mısır Kapısına dayanmış bir tünel... Yaralı bereli bir şnorkel gibi, delik deşik bir yemek borusu gibi, her tarafından darbe yemiş bir nefes yolu gibi: Tünel...
Bayram hatırlarımıza damgasını vuran bu tünel ve mektup meselesi, aslında bizim insanlığımızın gramajıyla da çok yakından ilgili. Yani ki pek bir hafif, pek bir kıldan tüyden kalıyoruz yüreğimizi ve vicdanlarımızı tartılara vurduğumuzda.
Mektubu Sirkeci’den yolladık. Say ki ıssız adadan bir sayfa yazıp, ağzı bükülü bir şişeye koyduk onu, sonra da denize attık. Deniz duymadı ama Sahibi her şeyi işitiyor. Zaten işimiz, benim bildim bileli tüm işlerimiz de, Sahib’ine kalmıştır, yani Allah’lıktır. Kimsenin bizi duyup işiteceği yoktur. Gazze’nin uzayda kaybolan çığlığına yoldaşlık etmesi için ne yaptık? Bir mektup attık Ankara’ya... Mektup ya da tünel...
Ve sonra, tünel işine ne demeli? O da en az İstanbul’dan denize atılan mektup kadar naif ve titrek... Resimlerini bir görseniz, masal ya da filmdir zannedersiniz. Daracık ve pek çok mahalli çökmüş, bombalanmış, keşfedildiğinde yıkılmış, sonra tekrar açılmış, bazı yerlerini sular basmış, kapkaranlık ve dapdar bir geçit... Benzerini Bosna’da havaalanını şehre bağlayan Tünel’de gördüğüm gibi, adım atar atmaz yer altı dünyasına iniyorsunuz, karanlık nemli, korkutucu, kabir gibi, ölmeden evvel gömülmek gibi. İşte bir halk, böylesi karanlık bir iplikle bağlı hayata. Oradan geçiyor ağır yaralılar, oradan geçiriliyor ekmek, ilaç, mum, pamuk, oradan geçiriliyor Gazze’ye kurbanlıkların en zayıfları, ayakları en titrek olanları, pazarlarda hiçbir alıcı bulamayanları, oradan geçiriliyor mektup ve şiirler, yüzükler o tünelden değiş tokuş oluyor, gelin tellerine karşılık kana batmış kurşunların haberini de o tünelden geçiriyor Gazze...
İnsanın bu tip tünellerde, uzanıp da ölesi geliyor. Gözlerine derhal bir mendil bağlanıp, kurbanlık koçlara dönüşüyor önüne tünel konulanlar... İnsan korkmamak için içinden Tekbirler getiriyor. Ve ben çok iyi anlıyorum Kurban Bayramı’nda koçların gözleri ve ellerinin niçin bağlandığını Gazze Tüneline bakarken... Ve yine çok iyi anlıyorum gırtlağa dayanmış bir bıçağın acısını dünyada tek hafifletecek şey niçin Allahu Ekber’miş? Ne diyelim, Allahu Ekber Allahu Ekber! Bugün günlerden bayram ve bayramın mübarek olsun ey kurbanlık koç gibi gözleri bağlanmış Gazze!
Gazze bir ukdedir içimde.
Leyla ile Mecnun gibiyiz onunla. Aramızda dağlar, dağlar ve yine dağlar var. Ah o dağlar, yıkılası dağlar, kazmakla tükenmeyen, ardı arkası kesilmeyen engeller gibi duran engin dağlar... Ve Filistin! Biz kazdıkça dağları bir türlü eksilmeyen Filistin! Zeytin gözlü Leylamızdır. Bir türlü kavuşup da gözlerinin arasından öpemediğimiz. Kanayan şakaklarını bir türlü silip avutamadığımız...
Şimdi o tünele bakarken, Gazze bir kurbanlık koça dönüşüyor. Bir İsmail gibi babasına ve onurlu kaderine razı olmuş haliyle, bıçakların önüne yatıyor. Orada öylesine dingin, öylesine razı, öylesine gökten üzerine yayılmış sekinet battaniyesi altında uyuyakalmış bir çocuk gibi ki... Yapayalnız. Bir Allah’ıyla. Allah’ınla. Allah’ımızla...
Ve ben artık kendimden utanıyorum. Ellerimin kırk yıllık kederli bilgisiyle bir türlü bir şey yapamamışlığından. Yazdığım yazıdan, tuttuğum kalemden ve yolladığım işe yaramaz zavallı mektuplardan...
Salı günü Sirkeci Postanesi’ndeydik. Yirmi kadın, üç erkek.
Bir Gazze ve bir de Allah...
Karikatur: http://www.yeniasya.com.tr/2008/12/30/karikatur/default.htm
29 Aralık 2008 Pazartesi
İrmik Helvası

1 bardak şeker
1 bardak su
1 çaybardağı sıvıyağ
1 kaşık tereyağ
1 kaşık dolmalık fıstık ( evde dolmalık fıstık olmadığından ceviz ekledim)
Yağı,fıstıkları,irmiği derin bir tencereye alın.
22 Aralık 2008 Pazartesi
125 Tane Bedava Blogger Teması
Arkadaşlar bu sitede birbirinden hoş 125 adet Blogger teması var.
Ben beğendiğim 7 tane template ekliyorum.Açıkçası karar vermekte zorlandım.

18 Aralık 2008 Perşembe
4 Aralık 2008 Perşembe
Elmalı Tatlı

Karşıma Portakalağacından "elmalı tatlı" tarifi çıktı.
Tarifi yarım ölçü olarak yaptım. Yarım saatte hazırlanan kolay , hafif bir tatlı, tavsiye ederim.
Elmalı Tatlı:
Krema malzemeleri:
750ml süt
1 yumurta
2 yemek kaşığı tereyağı
3 yemek kaşığı un
1 su bardağı şeker
1 paket vanilya
içine:
dövülmüş ceviz, kuru üzüm, tarçın
Malzemeler:
4 veya 5 adet sarı elma
toz şeker
8 veya 10 adet pötibör bisküvi
hindistan cevizi
Hazırlanışı:
Elmaları soyun, ikiye kesip çekirdek yuvalarını çıkartın.
Yayvan bir tencereye çekirdek boşlukları alta gelecek şekilde dizin.
Üzerlerine birer yemek kaşığı toz şeker serpin.
Yarılarına gelecek kadar su ekleyip dağılacak kadar yumuşamalarına izin vermeden pişirin.
Tereyağı hariç kalan krema malzemelerini devamlı karıştırarak muhallebi kıvamına gelene kadar pişirin. Pişince yağı ekleyip karıştırarak erimesini sağlayın.
İç malzemeyi bir kasede karıştırın. Pişen elmaları sırayla alıp çekirdek yuvalarını iç malzemeyle doldurun. Üzerine bir pötibör bisküvi kapatın. Bisküvi altta kalacak şekilde borcama dizin.
Hepsini dizince kremayı üzerlerini ve aralardaki boşlukları kapatacak şekilde dökün. Hindistan cevizi serperek buzdolabında soğumaya bırakın.
Afiyet olsun
22 Kasım 2008 Cumartesi
Karnabahar kızartma

1 yumurta
1 su bardağı süt
3 yemek kaşığı un
sıvıyağ(kızartmak için)
1 kase yoğurt
3 diş sarımsak
3 yemek kaşığı tereyağ
Pulbiber
Bir tencereye kaynar su, tuz ve dörde bölünmüş limon koyulur karnabahar 10-15 dakika haşlanır.(Limon karnabaharın kokusunu alması için)
Süt, yumurta ve un çırpılır. Karnabaharlar bu karışıma batırılıp, kızgın yağda kızartılır.
Yoğurt çırpılır. Sarımsak rendelenip ilave edilir. ( ben sarımsak katmadım) Tereyağ eritilir, pulbiber ilave edilir.( bu aşamayı da yapmadım. sadece yoğurt üzerine pulbiber ve nane serptim)
Karnabaharlar servis tabağına alınır. Üstüne yoğurt dökülür. Eritilmiş biberli tereyağ gezdirilir .
11 Kasım 2008 Salı
Kağıtta Kek


Derince bir kaba, iki çay bardağı şekeri koyuyoruz. İçine 2 yumurtayı kırıp, 10 dakika çırpıyoruz.
23 Ekim 2008 Perşembe
Hindistan Cevizli Kurabiye

Geçen hafta bu tarifi denedim ve sonuç harikaydı.
Denemenizi tavsiye ederim.
Tarifi http://www.yesilkivi.com/?p=59 sitesinden aldım.teşekkürler yeşil kivi.

Malzemeler:
- 2 yumurta (beyazları ve sarıları ayrılacak)
- 250 gram oda sıcaklığında iyice yumuşamış margarin
- 1 su bardağı pudra şekeri
- 1 paket kabartma tozu
- 3,5 su bardağı un
Yapılışı:
Yumurta beyazları hariç tüm malzeme karıştırılır.
Ele yapışmayacak yumuşaklıkta bir hamur olmalıdır.
10-15 dakika üzerini nemli bir bezle örterek dinlendiriyoruz.
Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar kopartarak yuvarlıyoruz, önce yumurta beyazına sonra bol hindistan cevizine batırarak orta ısılı fırında fazla kızartmadan pişiriyoruz.
Afiyet olsun.
18 Eylül 2008 Perşembe
Şeftalili Parfe

· 2 su bardağı süt· 2 yemek kaşığı un· 1 çay bardağı şeker· 1 yumurta· Vanilya
YAPILIŞI:
Tencereye krema malzemelerini alıp karıştırıyoruz kaynayıncaya kadar sürekli karıştırıyoruz.
2 Eylül 2008 Salı
Hayırlı Ramazanlar

Ramazan’da verilen beş nimet
Cabir ibni Abdullah Radiyallâhu Anh, Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellemin şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:
“Ümmetime Ramazan ayında beş şey ihsan edildi. Bunlar daha önceki peygamberlerin ümmetine verilmemişti.
Birincisi: Ramazan ayının ilk gecesi olunca Cenab-ı Hak onlara rahmetiyle bakar. Allah kime rahmetiyle bakarsa, onu hiçbir zaman azaba çarptırmaz.
İkincisi: Oruç tutanların ağızlarının kokusu Allah katında misk kokusundan daha hoştur.
Üçüncüsü: Gece ve gündüz melekler oruç tutanların bağışlanması için Allah’a yalvarırlar.
Dördüncüsü: Allah o gün Cennetine emir verir ve şöyle buyurur: ‘Ey Cennet, kullarım için hazırlan, süslen. Dünya sıkıntılarından kurtulup Benim huzuruma ve ikramıma gelip istirahat etmeleri yaklaştı.’
Beşincisi: Ramazan’ın son gecesi gelince de, Allah oruç tutan kullarının hepsini affeder.Sahabilerden bir zat sordu: “Ya Resulallah, bu gece Kadir Gecesi midir?”Peygamber Sallallâhu Aleyhi Vesellem “Hayır,” dedi, “bilmez misiniz, işçiler gün boyu çalışıp da işlerini bitirdikleri zaman ücretlerini almıyorlar mı?” (et-Tergib ve’t-Terhib, 2:92)
Hayırlı Ramazanlar
fotoğraf : http://ramazan.samanyoluhaber.com/
18 Ağustos 2008 Pazartesi
Baharatlı Biftek

Malzemeler:
Yarım kilo dana biftek
1 büyük baş kuru soğan
4-5 diş sarımsak
2-3 adet yeşil biber
1.5 yemek kaşığı salça
2 su bardağı sıcak su
1 çay kaşığı tuz
1 çay kaşığı kırmızı biber
2 çay kaşığı kekik
yarım çay bardağı sıvı yağ
Yapılışı:
Önce bir tencereye sıvı yağı aktarın.
Biftekleri yağda suyunu salıp çekene kadar arkalı önlü pişirin.
Pişirdikten sonra biftekleri bir kenara tabağa aktarın.
Soğanları, sarımsakları ve biberleri yemeklik doğrayın.
Soğan ve biberleri yağda kavurun.
Salçasını ilave edin. 2-3 dakika kavurduktan sonra kırmızı biberini, kekiğini ve tuzunu ilave edin.
Bu salçalı sosu da bir başka kaba aktarın.
Daha sonra aynı tencereye bir sıra biftek bir sıra baharatlı sostan ilave ederek sosu ve biftekleri bitene kadar tencereye dizin.
Sıcak suyunu ilave edin. Bu şekilde 15 dakika kaynatın.5 dakika yemeği dinlendirin.
Sıcak olarak servis yapın.
Afiyet Olsun.
tarif: http://yemekgunlugum.blogs.com/yemek_gunlugum/2005/03/baharatli_bftek.html
13 Ağustos 2008 Çarşamba

Önce Kastamonuya uğradık. Şeyh Şaban-ı Veli nin türbesini ziyaret ettik.

sonra memleketim Abana'ya geçtik.Orda da 2 gün kaldık.Deniz çok soğuk olduğu için denizde fazla duramadık. 4-5 günlük kısa ve güzel bir tatildi..

1 Ağustos 2008 Cuma
Bezeli Soğuk Tatlı

