Pages

25 Nisan 2009 Cumartesi

Rahmetli Turgut Özal'ın Mevlidi ve "Her Yerde Namaz Sergisi"



Geçen hafta Pazar sabahı eşimle Rahmetli Turgut Özal'ın Mevlidi'ne gittik.İnanılmaz bir kalabalık vardı.İnsanlar farklı şehirlerden bile gelmişler.

Mevlidden sonra gazetede tanıtımını okuduğumuz Çemberlitaş Birlik Vakfında sergilenen Ressam Arif Ergun'un, farklı ortamlarda namaz kılanları resmettiği 42 yağlıboya tablosundan oluşan"Her Yerde Namaz Sergisi" ni gezdik.Namazın önemini harika bir şekilde resmetmiş.



Savaşta Namaz







Bediüzzaman Said Nursi






Her şartta Namaz







Karda Namaz





Savaşta Namaz





Herşeye Rağmen Namaz






Yolda Namaz






Hz.Ali'nin namazda iken ayağındaki okun çıkarılması







Denizaltında Namaz





Şeyh Ahmet Yasin






Yaşlılıkta Namaz





Her Yaşta Namaz




Her Türlü Tehlikeye Rağmen Namaz










Uzayda Namaz





Uçakta Namaz




Çatıda Namaz




Sergiden sonra babamlara gittik.Anneciğim bize mantı açtı.Nefisti.
Menü şöyleydi:
-mantı
-hodan yemeği
-kereviz salatası
-çilekli komposto
-kabak salatası

23 Nisan 2009 Perşembe

Fırında Sucuk Ekmek




Kahvaltı için deneyebileceğiniz pratik ve lezzetli bir tarif.



Tarifi http://hunerlibayanlar.blogspot.com/2007/07/pazar-kahvaltisi-iin.html bloğundan aldım.

Denemenizi tavsiye ederim.

Yapılışı:

Ekmeklerin üzerine bir kasede karıştırdığınız zeytinyağ, kekik, pulbiber karışımından sürülür.
Bir dilim kaşar ve sucuk koyulur ve 200 derecede 10 dakikada fırınlanır.

16 Nisan 2009 Perşembe





Blog ödülleri yarışması başladı.

Desteklerinizi bekliyorum.
Buradan kayıt olabilirsiniz.


Bana buradan oy verebilirsiniz.

10 Nisan 2009 Cuma

"Namazla Yeniden Doğdum"





Bu akşam arkadaşlarla Yaşar Alptekin'in "Namazla Yeniden Doğdum" konferansına katıldık.

Maşallah ne kadar mütevazi bir insan. Namaza nasıl başladığını , neler yaşadığını o kdar güzel anlattı ki...

Bu arada tişörtünde 5 Vakit Namaz yazıyor.

"Namazla Yeniden Doğdum" kitabını okumanızı tavsiye ederim. Özellikle namaza başlamak isteyenler, namaza başlamasını istediğiniz yakınlarınız için...

İkinci kitabı "Hacca Gittim" çıkmış.







Sizlerle konferanstan notlar paylaşmak istiyorum:


* Ben şu an 5 yaşındayım.Çünkü namaza başlayalı 5 sene oldu.Namazdan önceki yıllarımı yaşanmamış sayıyorum.


*Her namazımı ilk ve son namazım gibi kılmaya çalışıyorum. İlk kıldığım namazı unutamıyorum. O tadı tekrar almak için Rabbime hep dua ediyorum.

* Evden çıkarken abdestli çıkarım.Çünkü abdest zırhımdır.

*Evde namaz kılarken özel kıyafetim var onunla kılıyorum.Rabbimin huzurundayım, nasıl birinin yanına giderken süsleniriz ben de namaz kılarken özel giyiniyorum.


*İnsanlar neden sanki batmış gemiden kaçıyor edasıyla çıkıyorlar?

http://video.google.com/videoplay?docid=1915541898538113470 dinlemenizi tavsiye ederim.

*****************************************

Aşağıdak yazıları ise http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=520839 buradan aldım:

Yaşadığınız değişime sebep olan olaylardan bahseder misiniz?
O gün yoğun bir günümdü. Eve geldim ve ses olsun diye bir müzik kanalını açtım. İlk gelen ses 'Ünlü işadamlarımızdan Sakıp Sabancı'nın cenazesi öğlen namazından sonra kaldırılacaktır' oldu. Bu cümlenin ne öncesini ne de sonrası duydum. Vücudumda müthiş bir titreme hissettim. Ve hemen içimden müthiş bir şekilde cenazeye gitmek geldi. İstiyordum, ama cenaze namazında ne yapılır, onu bile bilmiyorum. Bir arkadaşımla birlikte Fatih'e gittim. Avludan içeriye girdiğimde tamamen farklı bir havaya büründüm. Her adımımda bedenim küçülerek egomun azaldığını fark ettim. Benim kontrolümün dışında bir şeyler gelişmeye başladı. Yılanın deri değiştirmesi gibi bedenim tamamen değişmeye başladı. Etrafıma bakındım; kimileri saatine bakıp vaktin geç olduğunu düşünüyordu. Kimileri 'Meşhur birilerini görebilir miyim?' diye gelmişti. Ve ben garip bir biçimde yerimde sabit olmama rağmen sanki tek tek onların yanına gidip yaşadıklarını hissediyordum. Sonra uzağımdaki tabutu gördüm. O anda orada yatan kişinin Türkiye'nin en zengin adamlarından biri olduğunu ve sahip olduğu hiçbir şeyi götüremediğini acı bir şekilde fark ettim. En kötüsü de ne benim ne de orada bulunan hiç kimsenin bunun farkında olmadığını anlamamdı. İnsanlar sanki sinema salonunda on dakika ara verip fuaye alanında vakit geçirir gibiydiler. Sadece ellerinde bardakları eksikti. Tam o sırada çam ağacının dibinde gözlerini kapamış dua mırıldanan bir teyzeye gözüm takıldı. Sanki bütün insanların uğultusu durdu ve sadece ikimiz kaldık. Sonra ben bir uykudan uyanır gibi oldum. Arkadaşıma dönüp onun da benim de şaşırdığım bir şey söyledim. "Bana namaz kılmasını öğretir misin?" dedim. Akşam 22.00'ye kadar bana namaz kılmayı öğretti.

devamı http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=520839

6 Nisan 2009 Pazartesi

Cam Boyama

Görümcem 2 senedir cam boyama kursuna gidiyor.

Çok güzel çalışmaları var.Bütün çalışmalarını çekemedim.


Zemzem takımı 40 TL



























2 Nisan 2009 Perşembe

Bunları Biliyor muydunuz?


Yemeğe tuz ile başlanırsa beyin tarafından gönderilen bir uyarı sayesinde, midede mukus denilen sindirimi kolaylaştırıcı bir tabaka oluşturduğunu ve midenin sindirime hazırlıksız yakalanmasını önlediğini…



• Yemek yerken yerde oturarak sol ayağı katlayıp sağ ayağı karna çekerek oturulup yenildiğinde, su ile doldurulmuş balon şeklinde olan midenin çıkış kısmını kapatarak yenilen gıdanın tam sindirilmeden bağırsaklara kaçmasını önleyeceğini ve mide dolunca da doygunluk hissi vererek çok fazla yemeden kalkılacağını…




• Yemek yerken yemeğin ortasında su içildiğinde içilen suyun yenilen gıdaların sindirilmesine, gerekli vitaminlerin emilmesine katkıda bulunduğunu ve midede doygunluk hissi vererek az yemeye vesile olduğunu…



• Oturularak ve en az 3 yudumda içilen su, dil ve ağız bölgesinde daha fazla duraksadığından tükürük bezleri için gerekli olan suyun emilimini artırıp anti bakteriyel ve antioksidan etkiye sahip tükürüğün salgılanmasını artırarak ağız ve diş sağlığına katkıda bulunduğunu.. • Uyurken sağ yana dönüp yatıldığında solda olan kalbimizin daha rahat çalışmasına neden olarak, kalbi yormadan dinlenmiş bir vaziyette kalkılabileceğini…



• Tuvalete girerken sol ayakla ilk adım atıldığında kaygan olan zeminde ayağın kayması durumunda sola göre daha güçlü olan sağ ayağın düşmeyi engelleyerek vücudu dengelediğini.. • Banyo yaptıktan sonra ayaklara soğuk su dökmenin kan dolaşımını hızlandırıp sıcak sudan dolayı genleşmiş olan damarların içindeki kanın aktivasyonunu artırarak tansiyon düşüklüğünü önlediğini ve savunma mekanizmasını güçlendirdiğini…




• Kesintisiz uyunan uzun gece uykularının, damarlarda vazodilatasyona neden olduğunu, uyku ortalarında kalkıp el yüz yıkamak (ör: abdest almak) az yorucu egzersizler yapmanın (ör: teheccüd namazı) vazodilatasyonu engellediğini ve daha zinde kalkılabileceğini…




• Bütün bunların, 1600 sene evvel Peygamberimiz (sav) in yaptığı ve ümmeti
için de tavsiye ettiği sünnet-i seniyyeler olduğunu... BİLİYOR MUYDUNUZ?

28 Mart 2009 Cumartesi

Dün akşam eşimin arkadaşları çaya geldiler.Mercimek köftesi, patatesli ay çöreği ve rulo pasta yaptım.






Mercimek köftesi tarifini


http://yemekgunlugum.blogs.com/yemek_gunlugum/2005/09/mercimek_kftesi.html



arkadaşımızın bloğundan aldım.


Patatesli ay çöreği tarifini bir arkadaşımdan aldım.

Rulo pasta tarifini daha önce burada yazmıştım.

17 Mart 2009 Salı

Hazır Yufka Mantısı



Tarifi yemekgünlüğüm bloğundan aldım. Yemekgünlüğüm güvenerek yemek tarifi aldığım bir blog...
Eşim daha çok kol böreğine benzetse de ben beğenerek yedim :))


Malzemeler:

4 adet yufka
350gr. Kıyma
2 adet soğanın rendesi
tuz, karabiber, kırmızı tozbiber
yarım su bardağı sıvı yağ

Sosu için:

1 litre et suyu ( ben normal su kullandım)

1 tatlı kaşığı salça
1 çay kaşığı kırmızı toz biber
500gr yoğurt
3-4 diş sarımsak
tuz

Yapılışı:

İç malzemesini hazırlamak için: kıyma,soğan rendesi, tuz ve biberiyeler, bir kabın içinde karıştırılır.
Yufkaların hepsi üst üste yayılır ve ortadan ikiye kesilir. Yarım daire şeklindeki yufkaların üstünü biraz yağlanır, kıyısına iç harçtan boydan boya koyulur ve kıyıdan ortaya doğru yavaşça kol böreği gibi sarılır. Daha sonra 2 cm genişliğinde kesilir.


Aynı sıra ile yağlı tepsiye kestikleriniz dizilir. Diğer yufkalara da aynı işlemi uygulanır. Daha sonra yufkların üzerine fırça ile yağ sürülür.
Önceden ısıtılmış 200´C fırında güzelce kızarana kadar fırınlanır.

Sıcak etsuyunu fırından yeni çıkmış tepsinin üzerine gezdirilir Tepsi tekrar fırına verilir.

Demlenmesi için. 10 dk fırın içinde bekletilir.
Yoğurtlu sosu başka bir kabın içinde hazırlanır. Yoğurt+sarımsak+tuz
Derince bir tavada salçalı sosu hazırlanır.Sıvıyağ+salça+tuz+kırmızı tozbiber
Tepside sosu çekmiş mantıları tabağa aldıktan sonra sarımsaklı yoğurt ve salçalı sosla sıcak olarak servis yapılır.

14 Mart 2009 Cumartesi

Eşimin Yeğeni İçin Doğumgünü Hediyesi



Sevdiklerime doğumgününde kendi el emeğimle yaptığım hediyeleri vermeyi çok seviyorum.
Geçen hafta eşimin yeğeninim doğumgünüydü. Aklıma böyle bir kalemlik yapmak geldi.
Daha önce de annemle kızkardeşime patik örmüştüm.
Kalemliği 500 gr. lık peynir kutusundan yaptım.Kutunun altını çıkarıp ortasına yuvarlak açtım.Onu ayrı iple sardım.Kutuyu ayrı iple sardım.2 tane de toka aldım.Tokaları da ortasına geçirdim.Aslında tokaların sadece çiçeğini yapıştıracaktım.Aklıma lastiğiyle takmak geldi.Böyle daha hoşuma gitti.


10 Mart 2009 Salı

Anneanne Ekmeği


Dün portakal ağacında bu tarifi görünce tarif kolay geldi.Ne zamandır ekmek yapmak istiyordum.Hemen denedim.Sonuç harikaydı.Yalnız fırında 30 dk.tutmama rağmen üstü fazla kızardı.Her fırın farklı sanırım.Akşam eşime kaç puan veriyorsun diye sordum. 10 üzerinden 9 puan verdi. :)) Denemenizi tavsiye ederim.

1 su bardağı ılık su
1 yemek kaşığı instant kuru maya
1 tatlı kaşığı tuz
1 yemek kaşığı + 1 tatlı kaşığı sıvıyağ
2 yemek kaşığı + 2 tatlı kaşığı toz şeker
4 su bardağı un

Hazırlanışı:

Fırını 200C'de ısıtılıp kapatılır.
Geniş bir kabın içinde ılık su, maya, tuz, yağ, şeker ve 2 su bardağı un karıştırılır.

Kabınızın üzerini streçleyip fırında karışım 2 katı olana kadar bekletilir.

İki katına çıkınca azar azar 2 su bardağı unu ekleyip iyice yoğurulur. Hamuru yağlanmış bir kaseye alıp çevire çevire her yanının yağlanmasını sağlanır. Üzerini örtüp tekrar fırına alıp iki katı kabartılır.
Hamuru hafifçe yoğurup ekmek şekli verilir ve dikdörtgen kek kalıbına yerleştirip kapalı fırında kabartılır. 175C'de 35-45 dakika pişirilir. Kalıptan çıkardıktan sonra bir beze sararak ılıtılır.

7 Mart 2009 Cumartesi

Şeker Uyuşturucu Gibi

Fotoğraf: http://www.flickr.com/photos/merve_yilmaz84/


British Medical Journal'da yayınlanan bir makalede "Şeker, tütün kadar tehlikeli, uyuşturucu sınıfına sokulmalı" dendi. Evet, anneler babalar top sizde. Hala çocuğunuza uyuşturucu vermeye devam edecek misiniz?.. "Ne yapalım, çocuğum gofreti, şekeri çok seviyor" deyip kafanızı kuma mı gömeceksiniz?Bu öyle bir zehir ki her markette, bakkalda satılıyor. Bütün diğer uyuşturucular gibi bağımlılık yapıyor ve haz duygusuyla birlikte vücuda zarar veriyor. Hatta bu beyaz zehir çocuklara yediriliyor.British Medical Journal'da yeni yayınlanan bir makalede "Şeker tütün kadar tehlikeli, zarar verici ve bağımlılk yapıcı olduğu için uyuşturucu sınıfına sokulmalıdır" diyor. Gözünüzün önüne yeğeninize, çocuğunuza "hediye ettiğiniz" çikolatalar, gofretler mi geliyor? İnsanı sigaraya, uyuşturucuya en yakınları alıştırır... Çocukları da "şeker isimli zehire" anne-babaları alıştırıyor en önce. Şekerin ettikleri;* Fazla şeker tüketmek kan şekerini çok cabuk artırıyor ve pankreas aşırı insulin salgılıyor. Buna "metabolik sendrom" deniyor. İnsulin, şekeri regüle ettikten sonra fazlasını yağ olarak depoluyor. Kan şekerindeki ani düşüş ise sürekli acıkma hissine ve yemeye yol açıyor.* Diş çürümesi başta olmak üzere, obezite, diyabet, kalp ve dolaşım hastalıkları, böbrek taşları, kanser, hipertansiyon, felç, ülser, astım, romatizma, kronik yorgunluk sendromu ve kemik erimesine sebep oluyor.* Kan dolaşımıyla vücudun her tarafına taşınan şeker özellikle de göbek, kalçalar, göğüsler ve bacağın üst kısmında toplanıyor. Bu bölgeler de dolduğunda, yağ asitleri kalp ve böbrek gibi aktif organlara dağılıyor. Bu organlar gittikçe yavaşlıyor ve sonuçta dokuları bozularak yağa dönüşüyor.* Bağışıklık sistemi zayıflıyor. Vücut soğuk, sıcak veya mikroplara karşı koyamıyor. Her yerde "şeker" var; Kek, pasta, baklava gibi tatlı yiyeceklerin içinde şeker olduğunu zaten biliyoruz. Tehlikeli olan gelişme, şekerin artık yerli yersiz neredeyse bütün hazır gıdaların içine koyulur hale gelişi... Bebek maması, mısır gevreği, sosis, mayonez, ketçap, pizza, hamburger ekmeği, kola, hazır meyve suyu gibi gıdalar şekerle tüketici gözünde daha çekici hale getiriliyor. Doğuştan tatlıya yatkınlığı olan insanoğlu da, farkında olmadan bu cazibe,çekime kapılıyor ve satışlar artıyor. Gittikçe daha fazla satın alıyor, daha çok yiyoruz bu gıdaları.Çocuklar ve bebekler için çok sakıncalıÖzellikle bebek mamasında bile şeker bulunması, çocukların beslenme zevkinin bir ömür boyu yanlış bir yolda gitmesine sebep oluyor. Günümüzde artan aşırı sişmanlığın sorumlularından biri de bebekken tanışılan şeker olsa gerek. Bebek mamasında anne sütüne oranla %60 daha fazla şeker bulunuyor!Şekerdeki genetik risk Şekerle ilgili çok önemli başka bir tehlike daha var. Genetiğiyle oynanmış mısırdan "mısır şekeri" üretiliyor. "Nişasta bazlı sıvı şeker" de denilen bu "oynanmış" şeker, çikolata, gofret, gazlı içecek, baklava, mısır gevreği gibi endüstriyel gıdalarda en çok kullanılan şeker türü.Genetiğiyle oynanmış gıdalar ise, başlı başına sayfalarca yazı yazılabilecek bir konu. Tabii halinde değil, insan eliyle "oynanmış" genlere sahip yiyecekleri yediğimizde, bizim vücudumuzda da genlerimizi ilgilendiren değişiklikler olabileceğinden korkuyor bilim adamları. Günümüzde yaygınlaşan besin alerjileri, kanser gibi rahatsızlıkların nedenlerinden biri olduğu düşünülüyor... Şekerin gizli isimleri; Yiyeceklerin "içindekiler" listesinde şekerin farklı isimlerle gizlenmiş olduğunu görebilirsiniz. Bu isimler ne mi? Sakaroz, esmer şeker, mısır şurubu, nişasta bazlı sıvı şeker, dekstroz, sorbitol, mannitol, xylitol, fruktoz, meyve şurubu, glikoz, glikoz şurubu, bal, invert şeker, laktoz, maltoz, akçaağaç şurubu, melas, şeker şurubu, turbinado, amazake. Karacaoğlan'ın "zehir oldu yediğimiz şekerler" deyişi günümüzde daha bir geçerli...Şekersiz hayat daha tatlı, daha uzun!Almanya'da yapılan bir deneyin sonuçlarına göre şekersiz beslenme solucanların ömrünü % 20 oraninda uzattı. Ya insan hayatına neler yapıyor bu şeker? Yazımızı okumadan çayınıza şeker atmayın, çocuğunuzu sevindirmek için janjanlı mamuller almayın!Almanya Jena Universitesi'nden Michael Ristow Ekim ayında yayınlanan şaşaırtıcı bir deney gerçekleştirmişti. Deney sonuçlarına göre, bir tür şeker olan glikozu sindirmeleri engellenen solucanların ömrü %20 oranında uzuyordu. Michael Ristow, bu araştırmadan hareketle, "İnsanlarda da şeker tüketimi ömrü kısaltıyor olabilir" demişti.Bu haber birçok gazetede yayınlandı ama hak ettiği ilgiyi görmedi. İyi bilgi okuyucuları için İstanbul Üniversitesi Cerrahpasa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıklari Ana Bilim Dalı Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Aydın'a görüşlerini sorduk ve Shane Ellison'un şeker hakkındaki çarpıcı görüşlerine yer verdik."Şeker kronik hastalıklara sebep oluyor" Prof. Dr. Ahmet Aydın beslenmebulteni.com sitesinde yayınladığı yazılarında sık sık sağlıklı bir beslenme biçimini tavsiye ediyor. Tavsiye ettiği "Taş Devri Diyeti"nde şeker, un gibi gıdalara yer yok. Prof. Aydın, Michael Ristow'un deney sonuçları ile ilgili şunlar söyledi: "Teorilere göre yüksek oranda şekerle beslenme, kan insülinini artırıyor (insülin direnci, metabolik sendrom). İnsülin fazlalığı bir tarafta şişmanlığı artırırken, öte tarafta vücutta iltihap maddelerinin ve serbest radikallerin artmasına yol açıyor. Bunlar da kronik hastalıkları(kanser, osteoporoz, enfarktüs vb.) artırıp yaşlanmayı hızlandırarak ömrü kısaltıyor. Yüz yılın üzerinde yaşayan insanların tek ortak özelliği, kan şeker düzeylerinin yüksek olmaması ya da insülin dirençlerinin düşük olmasıdır." "Şekerin yan etkisi: Obezite" Amerikali yazar Shane Ellison ise "Bir Masalmış Kolesterol" kitabında şekeri kalp sağlığına büyük bir tehdit olarak tanımlamıştı. Kitaptan şekerle ilgili satırlar şöyle:"Mutluluk, dünyada en çok peşinde koşulan duygudur. Şeker ise, dünyada en bol bulunan kimyasal madde. Sıkıntı ve sorun da işte burada. Şeker insanı mutlu ettiğinden ve her yerde kolayca bulunduğundan, bağımlılık yapabilir. Ancak bu bağımlılık şekerin yan etkileri (özellikle obezite) nedeniyle sağlıksızdır. Yüksek miktarda şeker (sukroz, yüksek glisemik endeksli karbonhidratlar ve meyve suyu) alimi, asiri miktarda ensulin uretimine yol acar. Asiri ensulin ise hucrelerinizi "uyusturur".Hucre icine giris imkani bulamadigindan, glikoz (ve diger bircok besin) gidecek yerleri olmadan kan dolasiminda suruklenir durur. Sabit bir sekilde glikozun akisi oldugunu fark eden pankreas ensulin salgilamaya devam eder. Glikoz ve insulin zehirli hale gelirler. Hasar baslar.En korkutucusu, ensulin "termogenez"i bloke ederek yag yakma ozelliginizi engeller. "Termogenez", zayif kalmaniz icin size Allah tarafindan bahsedilen bir haktir. Vucudunuzun yaglardan, onlari isiya cevirerek kurtulma surecidir. Ensulin, bu sureci engeller. Termogenez gibi mucizevi bir ozellige, hareket etmenizden veya diyet yapmanizdan bagimsiz bir sekilde dogustan sahipsiniz, unutmayin.Asiri seker alimina dayanan bu olumsuz etkiden magdur olanlar, kontrol edemeyecekleri biyokimyasal bir kabusun kolesi olacaktir. Cogu vakada, geri donus yoktur. Uyanma imkani olmayan bu kabusun karakteristik ozellikleri surekli seker krizleri, dindirilemeyen susuzluk hissi, idrar miktarinda artma, vucut yag miktarinda artma (yillar icinde vucudunuzun yag yuzdesi artiyor mu?), karamsarlik ve dusuk enerjidir.Bu belirtiler daha sonrasında obezite, ardindan insulin direnci, tip 2 diyabet, kalp hastaligi, kanser ve nihayetinde erken olume sebep olabilir. "Ilkyardım" ilaclarini unutun ve kan sekerinizi dogal yollarla dusurmeye calisin."

4 Mart 2009 Çarşamba

Kermes

Pazartesi günü kermesimiz vardı. İlk kermesim olduğundan farklı bir heyecan içerisindeydim.


Elhamdülillah güzel ve bereketli geçti.






Alttaki salatanın görünümüne bayıldık.Adeta pasta gibiydi.



Yalnız yapan kişi sarımsaklı yaptığı için 1-2 dilim satabildik.








Tatlıların sadece üçünü çekmişim.Meyveli pastanın tadı harikaydı.

En çok pastalar satıldı.Özellikle tiramisu ve incir tatlısı en çok rağbet görenlerdi.

3 Mart 2009 Salı

Facebook'ta BÜYÜK TUZAK


Facebook uygulamaları korkutmaya devam ediyor:

Hacker'lar bir kez daha şifrelerin peşinde...

Facebook artık eskisi kadar güvenli değil.

Kısa aralıklarla ortaya çıkan iki Facebook uygulaması, kullanıcıların kişisel bilgilerini elde etmek için benzer yöntemlere başvuruyor.

İlk olarak birkaç gün önce görülen "Error Check System" uygulaması, kullanıcılara profillerinin görüntülenemediğini söyleyerek şifrelerini çalmaya çalışıyordu.

Yeni uygulama ise Facebook'un kullanıcı sözleşmesini ihlal ettikleri gerekçesiyle, profillerinin silinmek üzere olduğunu söyleyerek korkutuyor ve kullanıcıları gönderdiği e-postadaki bağlantıya tıklamaya teşvik ediyor. Bu bağlantıya tıklandığında ise kullanıcının şifresini elde eden hacker'lar ayrıca aynı e-posta'nın tuzağa düşen arkadaşlarına da gönderilmesini sağlıyorlar.Son zamanlarda sıkça gündeme gelen Facebook'un kullanıcı sözleşmesi tartışmaları sayesinde meydana gelen endişeden beslenen bu ikinci hacker uygulamasının şu ana kadar kaç kişinin şifresini çaldığı bilinmiyor.Facebook uygulamaları ile ilgili en büyük sorun, herhangi birinin Facebook için kolaylıkla uygulama yazabiliyor olması. Üstelik bu uygulamaların yayınlanması için Facebook tarafından kontrol edilmesi gerekliliği bile bulunmuyor. Bu yüzden Facebook zararlı bir uygulamayı devre dışı bıraktığı anda bir yenisi çıkıveriyor.

25 Şubat 2009 Çarşamba

Çikolatalı Rulo pasta

Dün eşimin doğumgünüydü.
Ben de pazartesi gününden pastayı yapıp buzdolabında en alt kısma sakladım :)
Dün akşam gelince ona sürpriz yaptım.






Pandispanyası:

4 yumurta
1 su bardağı şeker
1,5 su bardağı un
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu

Muhallebisi:

1 paket çikolatalı puding

Üzerine:

Dövülmüş ceviz,fındık karışımı

Hazırlanışı:

Yumurta ile şeker çırpılır. Kalan malzemeleri ekleyip karıştırılır. Fırın tepsisine yağlı kağıt serilir. Hamuru kağıdın üzerine yayıp 180C fırında pişirilir.
Piştikten sonra yağlı kağıdı kekten sıyırılır. Hazırladığımız pudingin yarısını kekin üzerine döşenir. Ceviz ve fındığın yarısı üzerine serpilir. (birazı dışı için ayrılır)
Keki rulo gibi dikey olarak sarılır. Kalan puding üzerine dökülür. Ceviz ve fındıkla süslenir. Buzdolabında soğutulup servis yapılır.

23 Şubat 2009 Pazartesi

Horton

Dün akşam eşimle " Horton"' u izledik.

İce Age'nin yapımcılarının hazırladığı harika,eğlenceli bir animasyon.

Amerikalı yazar ve karikatürist Theodor Seuss Geisel’in ABD’de çok sevilen masallarından Horton Hears a Who!.. yayımlanmasından 50 yıl sonra animasyon bir filmle beyaz perdede.

Konusu ise şöyle:


Bir gün Horton bir toz zerresinden gelen yardım çığlığı duyar.


Kimseyi görmemesine rağmen ona yardım etmeye karar verir.


Toz zerreciği Kimlerşehri’nde yaşamaktadır.


Horton, Kimler ve onların evini korumaya yardım etme kararı alır. Ancak toz zerreciğine karşı çıkanları, Horton bir anda kendi karşısında bulur.

Konu ve resimler http://www.sinemalar.com/film/5551/Horton/ sitesinden alınmıştır.

21 Şubat 2009 Cumartesi

Kardeşim için Doğumgünü Hediyesi


Canım kardeşim için patik ve atkı ördüm.

Eltim ve kayınvalidem sağolsun yardımcı oldular.
29 Ocak kızkardeşimin doğumgünüydü.Bir türlü patiği ve atkıyı ekleyememiştim.
Kardeşim sağolsun bugün atkının fotoğrafını çekip gönderdi.

Kızkardeşimin beğenmesi beni çok mutlu ettim.





19 Şubat 2009 Perşembe

Ev Yapımı Çikolatalı Puding



Evde çikolatalı puding kalmadığını görünce google'dan "çikolatalı puding" tarifi arattım.
Karşıma bu tarif çıktı ve eşimle çok beğendik.Tarif ttp://gunebakantarlalari.blogspot.com bloğundan
Malzemeler:
1 kg.soğuk süt
11 çorba kaşığı toz şeker
2 çay bardağı un
1 pk.vanilya
3 çorba kaşığı kakao
125 gr.tereyağ veya margarin
Üzeri için:
Hindistan cevizi
Kakao ve unu 1 su bardağı sütle iyice karıştırılır.
Sütün tamamı ve şeker eklenerek ağır ateşte tel çırpıcı yardımıyla sürekli karıştırarak pişirilir.
Üzeri göz göz olunca ocaktan alınıp vanilya eklenir ve soğutulur.
Tereyağını veya margarini ilave edip mikserle 10 dk.çırpılır.
Kaselere boşaltarak buzdolabında bekletilir.
Üzerine hindistan cevizi serpilip servis yapılır.

15 Şubat 2009 Pazar



Ödül için teşekkürler örgü oyuncakçı nine.

Ben de bu ödülü beni izleyen arkadaşlarıma veriyorum.

12 Şubat 2009 Perşembe

2. mimim


Selda arkadaşıma http://evimevim-selda.blogspot.com/ ne kadar teşekkür etsem azdır.
Yine beni mimlemiş sağolsun, çok mutlu oldum.

1.)Seni ödüllendiren bloğun linkini vermek
2.)Bu ödülü başka 7 blog sahibine linklerini vererek göndermek.
3.)Seçilen blog yazarlarını durumdan haberdar etmek

6 Şubat 2009 Cuma

Bloğunuza Google Translate Eklemek


Google Translate artık Türkçe


Google Translate kullanarak sitenize erişecek bir sürü insan olabilir.

Bu sebeple http://translate.google.com/translate_tools?hl=tr adresinden bloğunuza kolaylıkla çeviri ekleyebilirsiniz.

3 Şubat 2009 Salı

Yedi Numara

Eşimle 2 haftadır 2000 yılında TRT 1' de yayınlanan " Yedi Numara" yı seyrediyoruz.
O kadar içten,eğlenceli, ve sıcacık bir diziymiş ki...

Ben niye o zamanlar izlememişim diye hayıflanıyorum.Şu an 13.bölümü bitirdik.

Dizinin bazı bölümlerinde deyim yerindeyse gülmekten yerlere yatıyorsunuz , bazı bölümlerinde diziyi gözyaşlarıyla izliyorsunuz.

Kısacası izlemenizi tavsiye ederim.

İzlemeniz için 3 link buldum:




http://video.google.com/videosearch?hl=tr&q=yedi+numara&um=1&ie=UTF-8&sa=X&oi=video_result_group&resnum=4&ct=title#


http://7numara.wordpress.com/


http://www.diziport.com/7_numara-izle/

Fotoğraflar : http://www.yedinumara.net/forum7/ ve http://7numara.wordpress.com/ sitesinden alınmıştır.

30 Ocak 2009 Cuma

Brokoli Salatası

Malzemeler

1 paket brokoli
Yoğurt , Mayonez
Arzuya göre Sarımsak
Tuz
Hazırlanışı

Brokolileri ayıklanıp yıkanır. Tencerede az suyla haşlanır. Haşlanan brokoliler süzülür. Servis tabağına alınıp (arzuya göre sarımsak), yoğurt, mayonez ve tuz bir kasede karıştırılır ve brokolilerin üzerine dökülür. Üzerine pulbiber veya yağda kızdırılmış salça gezdirilip servis yapılır.

25 Ocak 2009 Pazar

İlk Defa Mimlendim


Kaç gündür " kimse beni mimlemiyor " diyordum..Ta ki bugüne kadar.
Teşekürler Selda...

1.) Yakınınızda bulunan ilk kitabı alın.
2.) 161. sayfayı açın.
3.) 5. cümleyi okuyun.
4. )Blok sayfasına yazın.
5. )En güzel cümle ve en güzel kitabı seçmeyin.Sadece yakınınızda olan ilk kitabı alın.
6.) 5 blog arkadaşınıza yollayın.

Oğuz Saygın - Bilge Simitçi kitabı yakınımdaydı, kitabı aldım elime.Hemen 161.sayfayı açtım.
5. cümlesi ise şöyle: Öğrendiklerimi resim olarak belleğime kayıt ederim.

5 arkadaşımı mimliyorum:

GeCe, Bir Annenin Günlüğü, Papatya Prenses, Diyalog Yemekleri ve Sibella

23 Ocak 2009 Cuma

Blogger’da etiket bulutu


Aşağıdaki yazı http://www.koodla.com/2008/05/13/bloggerda-etiket-bulutu-gostermek/ sitesinden alınmıştır.

Adım 1

(Eğer blogunuzda etiketler zaten listeleniyorsa bu adımı atlayınız.)
Şu anda blogumuzda etiketler listelenmiyorsa blogger kontrol paneline gidiyoruz, “şablon”a tıklıyoruz, karşımıza gelen ekrandan “sayfa ögesi ekle” bağlantısına tıklıyoruz. Karşımıza gelen yeni pencereden blogumuza etiket gösterme seçeneğini ekliyoruz. Artık blogumuzda etiketler gösterilir durumda. (normal liste şeklinde)

Adım 2

Blogger şablon düzenleme panelinden “HTML düzenle” bağlantısına tıklıyoruz ve “widget şablonlarını genişlet” seçeneği seçili değilse onu seçili hale getiriyoruz.

Adım 3

Şablonumuzun kodları arasından şu kodu buluyoruz:

http://www.koodla.com/2008/05/13/bloggerda-etiket-bulutu-gostermek/

Muhtemelen sonlara doğru olmalı. Bunu bulmak biraz zamanınızı alabilir, pes etmeyin.

Adım 4

Yukarıda bulduğumuz kod bölümünü siliyoruz ve yerine aşağıdaki kodu yapıştırıyoruz:

http://www.koodla.com/2008/05/13/bloggerda-etiket-bulutu-gostermek/



Opsiyonel adım 5

Şu anda blogunuza baktığınızda bir etiket bulutunu görüyor olmanız lazım. Eğer bulutun içerisindeki etiketlerin font büyüklüğünden ya da küçüklüğünden şikayetçiyseniz, kodun içerisindeki değiştirilebilir alanları değiştirebilirsiniz. Bunun için yapmanız gerekenleri kodun içerisine yorum olarak ekledim. Ayrıca o bölümden bir etiketin gösterilmesi için gereken alt limiti veya o etikete sahip yazı sayısının etiketin yanında parantez içerisinde gösterilip gösterilemeyeceğini de ayarlayabilirsiniz.

Sonuç

Bu eklentiyi hazırlayan geliştirici ise Raymond May Jr. Web sitesi ise http://www.compender.com/ Benim yaptığım ise başlığı ve yorumları Türkçeleştirip, kullanıcının değiştirebileceği alanları biraz daha öne çıkarmak oldu.
İyi günlerde kullanın.

20 Ocak 2009 Salı

Elimden Ne Gelir Demeyin,sahipsiz olmadıklarını bilsinler

Fotoğraf: http://www.flickr.com/photos/fnur/


Bu yazı Flickr DosTR grubundan alınmıştır.


"ELİMDEN NE GELİR DEMEYİN.SAHİPSİZ,KİMSESİZ OLMADIKLARINI BİLSİNLER.
BU DA ONLAR İÇİN BİR UMUT"

Geçtiğimiz Günlerde Mustafa İslamoğlu Hilal Tv'de Vahyin Penceresi-Gazze Özel Programında Yaptığı Çağrıda Gazze'li Kardeşlerimizi Aramak İçin Verdiği Numara İle Yeni Bir Kampanya Başlatmış Oldu.

Verdiği 8 Haneli Numaradan Sonra Çevirilecek Rastgele 5 Numara İle Gazze'de Yaşayan Herhangi Birisine Ulaşılabileceğini Belirten İslamoğlu, "Arapça Veya İngilizce Bilmiyorsanız Dahi İnsani Diliniz İle Ağlayarakta Onların Yanında Olduğunuzu Gösterebilirsiniz" Dedi.
Türkiye'deki Müslümanlar Tarafından Aranan Gazze'liler Gelen Telefonlara Karşı Sevinç Ve Teşekkürle Cevap Verdiler.Telefon Kampanyası Hızla Yayılırken Sadece Türkiye'de Değil Diğer İslam Ülkelerindede Aynı Kampanyanın Başlatıldığı Belirtiliyor.

Gazze'yi Aramak İçin Ne Yapmalıyız?

00970828***** Noktalı yerlere rastgele ekleyeceğiniz 5 numara ile karşınıza Gazze'li kardeşlerimiz çıkacak.Arapça Veya ingilizce Bilmiyorsanız Gazze'lilere Söyleyebileceğiniz Birkaç cümle şunlar:
Hel hünâ gazze?Orası gazze mi?
--Naam (Evet) / La (Hayır)

Hel ente filistin ev İsrail?Siz filistinli misiniz yada israilli?
Nehnu Asifun cidden,Sizin için gerçekten üzülüyoruz

Nehnu ned'u ileyküm kesîranSizin için çokca dua ediyoruz
La e'rifu arabiyyünBen arapça bilmiyorum

Ene türkiyyün

Ben türküm

ALLAHu hezzemel israil
Allah israili hezimete uğratacak

Lanetallâhi alel israil
Allah'ın laneti israil üzerine olsun

İnşâALLAHu gahhara israil
inşâalah israili kahretsin

Nehnü acizun
Biz aciziz

Entüm şehidün
Siz şehitsiniz

ALLAHu yensurukum
Allah size yardımın etsin

İnnALLAHe meassâbirîn
Allah sabredenlerle beraberdir."


Dostr Grubunda bir arkadasin paylastiklari:

birkaç saat önce denedim bu numaranın sonuna birkaç rastgele numara ekleyerek ve :
ben ilk aradığımda bir bey çıktı..selam verdim, aleykum selam ve berekatuhu dedi, sonra orasının gazze olup olmadığını sordum 'naam' (evet) dedi, nereden aradığımı sordu, fi devlet'il arabiyye..? ( arap devletinden mi) dedi..la (hayır) dedim..fiy Turkiyya.., ene turkiyyun (ben türkiyeliyim) dedim..'ehlen ve sehlen ( merhaba, hoşgeldin) dedi ..nahnu asifun ve acizun cidden dedim..üzgün ve aciz olduğumu belirttim..şükran kesiran (teşekkür ederim) dedi..(İnşa'Allahu gahhara israil! ) Allah İsrail'i kahretsin dedim..inşa'Allah dedi..dualarımızın onlarla olduğunu ve Allah'ın sabredenlerle birlikte olduğunu söyledikten sonraben , (şükran kesiran) çok teşekkür ederim dedi, son olarak selam verdim..o da selamımı alıp, teşekkür etti..
elbette her türlü yardım ediyoruz fakat onlarla direkt irtiba kurmak çok ayrı bir hissiyat, sanki oradasınız gibi hissediyorsunuz..ben bir bayan, iki tane de bey ile konuşma fırsatı bulabildim..inanın çok fazla birşey söylemeniz yada bilmeniz gerekmiyor..burada yazılanları yavaşça, anlaşılabilecek şekilde söylerseniz zaten size 'inşallah, amin, şükran , aleykum selam ..gibi kısa cevaplar veriyorlar..
herkesin en az bir kez bu deneyimi tatmasını isterdim..insanların ses tonlarından ne kadar duygulandıklarını, yalnız olmamanın verdiği tok ses tonunu duymak, hissetmek.. hepsinden en önemlisi ..aynı anda 'amin!' demek, aynı hissiyatla..çok ayrı bir duygu..
Allah'ın selamı ve inayeti üzerimize olsun..ve inşallah, farklılığımızı arttırsın, yeniden ümmet olduğumuzu anımsayalım ve artık bu bilinçle, bu işe dur diyelim..
muhabbetle..

14 Ocak 2009 Çarşamba

Yaptığım ilk aşure



Anneciğimin önerileri ve portakal ağacının tarifi ile ilk defa aşure yaptım ve komşulara dağıttım.
Akşam eşimle yedik, sanırım suyunu iyi ayarlayamamışım.Koyu olmuş.
Bu tarif 25 kişiliktir. 25 tane kase çıktı.
Malzemeler:

Yarım kg. buğday
1 su bardağı nohut
1 su bardağı kurufasulye
1 çay bardağı pirinç
100 gr kuru kayısı, yıkanmış ve ufak ufak doğranmış
100 gr. çekirdeksiz kuru üzüm
1 kg. toz şeker ( 5 su bardağı)
üzeri için
tarçın
ceviz
fındık
kuş üzümü

Hazırlanışı:
Bir akşam önce buğdayı büyükçe bir tencereye alıp üzerini 4-5 parmak geçecek kadar su ile doldurun ve bir taşım kaynatın.

Nohut ve kurufasulyeyi birlikte yıkayıp bir tencereye alın ve buğdaydaki işlemi tekrarlayın.

İki tencere de kaynadıktan sonra altını kapatın ve 8-9 saat dinlendirin.

Sabah tencerelerin altını tekrar açın, kısık ateşte (buğdayları arasıra karıştırarak) buğdaylar iyice ezilinceye, nohut ve kurufasulyeler de yumuşayıncaya kadar (yaklaşık 2,5-3 saat) pişirin.
Eğer tencerelerdeki su azalırsa kaynamış su ekleyin.
Buğday tenceresinin kapağını taşma tehlikesi nedeniyle açık bırakın.

Buğdayın pişmesine yakın tencereye iyice yıkanmış pirinci ekleyin ve bir süre de pirinçlerle beraber pişirin.
Hepsi pişince nohut ve kurufasulyeleri buğday tenceresine ekleyin.
10-15 dakika daha kısık ateşte kaynatın. çekirdeksiz üzümü ve kayısıları tencereye ekleyin. 15 dakika daha pişirdikten sonra toz şekeri ekleyin, bir taşım kaynatıp altını kapatın.
Aşurenin kıvamını kaynar su ekleyerek dilediğiniz gibi ayarlayabilirsiniz.
5- 10 dakika sonra kaselere paylaştırıp tarçın, ceviz, fındık, kuş üzümü ile süsleyin.
Afiyet Olsun

10 Ocak 2009 Cumartesi

Fırında Çipura Keyfi

Bu akşamki yemeğimiz eşimin ellerinden...

Bana düşen vazife ise balıkları yıkamak ve salata yapmak...

Gelelim tarife:

Malzemeler:

1 kg çupra yani 2 tane çupra

2-3 soğan

2-3 domates

3-4 diş sarımsak

1 limon ( yarım limon içine yarım limon süslemek için dışına)

Zeytinyağı

Tuz

Karabiber

Pul biber

Maydanoz

Bir kapta domates ,sarımsak ve soğan rendelenir.

Zeytinyağı,yarım limon suyu,tuz,karabiber,pulbiber eklenir.

Yıkanan balıkların içine ve dışına bu karışım bulanır.

Fırın tepsisine folyo serilir.Folyo yağlanır.Balıklar dizilir.Balıkların üzerine maydanoz ve limon koyulur.Üzeri folyoyla kaplanır.

Önceden ısıtılan 200 derece fırına verilir.Daha sonra afiyetle yenilir.

Afiyet olsun.

8 Ocak 2009 Perşembe

Meyve sulu Pasta



Malzemeler:

2 yumurta

4 kaşık nişasta

11 çorba kaşığı şeker

3 bardak meyve suyu

1 paket kakaolu petibör

Bu tarif aslında 1 limon rendesinden yapılıyordu :))

Ben tarifi değiştirip 3 bardak su yerine 3 bardak karışık meyve suyu kullandım.

Hafif , güzel bir tatlı oldu.

Bir tencerede yumurta çırpılıp şeker eklenir,çırpılır.Meyve suyu ve nişasta eklenip ocak açılır.Muhallebi kıvamına gelene kadar pişirilir.

Borcama kakaolu petibörler dizilir.Pişen sıcak muhallebi bisküvilerin üzerine dökülür.

Soğuyunca buzdolabına koyulur.

Afiyet olsun.

Labels